Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya Kitabı

Blog tutan, sektörden bir yazarın kitabını okumak insanı heyecanlandırıyor. Bu kitabı da görür görmez aldım ve bir uçak yolculuğunda okuyup bitirdim 🙂

Aşağıda alıntıladığım kısımları bulabilirsiniz.

Diğer kitaplardan farklı olarak bu kitabı okurken bazı bölümlere kendi notlarımı ekledim. Kendi notlarımı aşağıda parantezlerin içlerinde bulabilirsiniz.


İnternette başarının anahtarı: Süreklilik ve sabır.

Artık ilgi ve alakanız en iyi, en kârlı ve en çok ciro getiren müşterimiz için saklama devri sona erdi. (Bence geçmedi. En çok ciro getiren müşteri candır.)

Geleneksel gazeteler ve dergiler artık bilmeliler ki insanlar, haberlerin kendilerine arkadaşları ya da üye oldukları siteler tarafından ulaştırılmasını bekliyor.  (İyi hoş güzel de şu arkadaşlarımızın yaydığı yalan haberleri ne yağacağız?) 

Ürün ya da hizmetinizi olduğundan farklı göstermeye çalışmayın.

İletişimin yüzde ellisi konuşmak ise yüzde ellisi de dinlemektir Hatta dinlemenin sağlıklı bir iletişimde daha fazla yüzdeye sahip olduğu söylenir. Ben her ikisine de eşit yaklaştım.

Bu reklam kimin için?

Berkan, Garanti Bankası’nın 1,5 milyon fanımız var bizim reklamına ayar olmuş Facebook’da yakınmış.

Uğur Abi ardından bir yazı patlatmış.

Ben de Selim Çavuş ve Mehmet Kamil Özkan‘ın hazırlayıp sunduğu Yeni Medya Merkezi programında bu tip reklamları anlayamadığımı anlatmaya çalıştım.

Aşağıda yer alan Youtube videosundan izleyebilirsiniz. (28:48’den sonra başlıyor)

Hoşgeldin Apple

Bir dünya devinin Türkiye’ye önem vermesi, pazara giriş yapması mutluluk verici. Keşke yatırım yapıp cihazları da burada üretse. Lakin yazımın konusu firmanın gelişiyle ilgili değil. Mevzu başka 🙂

Gelir gelmez şirket için iki farklı cihaz aldım. Biri yeni çıkan Macbook Pro Retina diğeriyse Macbook Air.

Birini omer-et-teknokrasi.com mailiyle aldım, diğerini omerenis-et-gmail.com adresiyle.

Cihazlardan biri az önce teslim edildi. Diğeri de bu hafta gelecek diye bekliyoruz.

Lakin bugün her iki maile de gelen tanıtım broşürü beni şaşırttı. Henüz yeni cihaz alan birine (hatta bir tanesi macbook pro retina) yeni bilgisayarlarımız geldi, buyrun buradan alın demek dünyanın en değerli markasına hiç yakışmadı.

Ekran Resmi 2013-11-18 15.48.01

Sevgili Apple’a tekrar Türkiye’ye hoşgeldiniz diyorum ve ilgili blog sayfasına kendilerini yönlendiriyorum.

Selametle.

Alternatif mail konusu: Yeni aldığınız bilgisayarı nasıl daha verimli kullanabilirsiniz?

Campaign Türkiye iyi iş çıkarıyor

Sektörümüz hep yakınıyor; Türkçe içerik yok.

Evet yok çünkü paylaşılan içeriği yeniden paylaşmak daha havalı. Hatta onu sanki kendi ürettiği gibi göstermek çok daha havalı. Olmadı marka bünyesine uygun mecra yaratmak daha daha havalı.

Tüm Türkiye sabah akşam video izliyor ama video içerik üreten adam gibi blog neredeyse sıfır. Neredeyse diyorum ama benim şu an takip ettiğim bir tane bile yok. Aradan biri çıkar biz varız der diye sıfır demiyorum.

Tam bu tartışmanın ve kargaşanın ortasında Campaign Türkiye ile tanıştım. Fiyatı uçuk! Tam 17,5 TL

Lakin elinize alıp okumaya başladığınızda ödediğiniz miktarı hakettiğini anlıyorsunuz. Şu an okuduğum sayı Ekim sayısı.

Kısa bir özet geçmem gerekirse;

  • The Month adlı köşede geçen ayın güzel bir özetini geçmişler.
  • Keşke ben yapsaydım köşesi ile sektör çalışanlarına söz vermek gerçekten iyi fikir.
  • The Works köşesinde son zamanların popüler reklamlarını reklamveren ve creative director yorumluyor. İyi fikir.
  • Insight köşesi değerli bilgiler paylaşıyor.
  • Kapak konusu müthiş irdelenmiş: Gazeteler çağı nasıl yakalar? (Oray Eğin, Arianna Huffington ile söyleşi yapmış, gerçekten çok iyi.
  • Sürprizler durmuyor devam ediyor: Müşteri ve Ajans buluşması; Grey İstanbul Başkanı, Yıldız Holding Pazarlama BaşkanıAhad Afridi..

Yaz yaz bitmiyor.. Dergi içeriğe doymak isteyenler için gerçekten iyi bir seçenek.

Diğer tüm sektör dergilerine (sadece reklam sektörü değil tüm sektör dergilerinden bahsediyorum) örnek olsun. Sektör dergisi demek broşür yayını yapmak demek değildir.

Bünyenizi zorlamayacak bir öneri: Oturun, Campaign Türkiye dergisini anlayın, kopyalayın yeter. Belki zamanla önüne bile geçersiniz.

Erkeğim, 24 saat seks hayalim hiç olmadı

Az önce Avrupa’dan Asya’ya geçerken minibüs, otobüs ve metrobüs’te yolculuk yaptım. Bir sürü güzel kızla karşılaştım. Fakat herhangi bir seks arzum olmadı.

Bir erkek asla tüm gün tüm kadınlara karşı seks arzulamaz.

Lakin reklamcılara göre bu böyle değil.

Reklamcılara göre biz erkeklerin tek amacı, tek yaşam sebebi sabah akşam sokakta, asansörde, arabada nerede olursa olsun kadınları yatağa atmak.

Hangi reklamlardan mı bahsediyorum?

Şampuan, deodarant reklamlarından tabiki..

Lakin Dove’un reklamlarını çeken firma öyle yapmamış. Güzelde olmuş.

Teşekkürler Dove, bizi sapık yerine koymadın. Minnettarız..

Dove’un reklamını buradan izleyebilirsiniz.

Ramazan ayı ziyafet ayı değildir

Ramazan ayının gelmesi ile beraber birçok markanın sosyal ağlarda yarışmalar düzenlediklerini görüyorum. Tıpkı geçen sene yaptıkları gibi.

Peki nedir bu yarışmalar?

Sofranızı çekin yollayın, jürinin seçtiği sofraya hediye verelim.

Dostlar, sevgili reklamcılar.

Ramazan kültürünüz yoksa elinizde internet var. Nedir ne değildir diye araştırabilirsiniz.

Ramazan ayı ve ardından kutlanan bayram ile yeme içmeyi bağdaştıramazsınız.

Ramazan;

  • Sofrasında her çeşit yemek bulamayan yeryüzünü ortak kullandığımız insanları anlama ayıdır.
  • Yardıma muhtaç insanlara yardım etme ayıdır.
  • Komşulara, eşe dosta sohbet etmeye gitme ayıdır.
  • Küslerin barıştırılması ayıdır.
  • İbadet ayıdır.
  • Dua ayıdır.

Ramazan sofranızın fotoğrafını çekip insanlarla paylaşma ayı değildir.

Böyle bir görmemişliğe lütfen yol açmayınız.

Facebook Like Ad ne kadar mantıklı?

Bu konu hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum ancak vaktim oldu.

Facebook, Timeline ile beraber sayfalar hizmetinde büyük değişikliklere imza attı.

  • Sekmeler tabiri caizse çöp oldu (bakınız)
  • Google aramalarına kısıtlamalar geldi
  • Markaların içeriklerini ikinci plana atma ve daha az görünmesini sağlandı
  • İçerik reklamlarına ihtiyaç doğdu

Bu değişiklikler ile Facebook çok daha içine kapandı ve maalesef markaların gözünde paragöz algısı yarattı.

Timeline sürecine kadar markalar kontör, cep telefonu, araba vs. dağıtarak, büyük medya satın almalar yaparak like sayılarını artırdılar. Bu sayılar ile övünmeye başladılar derken bir anda para ile getirdikleri kişilere ulaşamayacaklarını gördüler.

Bunun için artık biraz daha para veriyor olmaları gerekiyor.

Bu değişiklik benim tarafımda Facebook Like Ad’in mantıksız hale geldiğini düşündürdü.

Bilmeyenler için Facebook Like Ad nedir?

Sayfanızı beğenen kişilerin arkadaşlarına sizi öneren bir reklam modelidir. Yukarıdaki örnek ile zaten her gün rastlaşıyorsunuzdur. İşte tam kendisinden bahsediyoruz 😉

Sayfanıza para verip hayran kazandırıyorsunuz, ardından bir daha reklam verip hayranlarınıza içerikleri göstermek zorunda kalıyorsunuz. Ne kadar mantıklı?

Timeline ile beraber sayfalara gelen google ziyaretçisi neredeyse 0’a iniyor, girdiğiniz içerikleri hayranlarınızın %10’u görüyor, sekmelerinizi dolaşan sizinle etkileşen kalmıyor..

Facebook, Timeline ile daha fazla para kazanmak istedi ama bu platforma değer katan markaları ise çok zor durumda bıraktı diyebiliriz ya da markalara buranın patronu benim mesajı çok ağır geldi.

Benim Facebook ve markalara önerilerime gelirsek.

Facebook tarafına:

  • Facebook’un sayfaları web sitesi gibi konumlandırması gerekiyor. Mesela sayfalarımızdaki içeriklere Google ve diğer sitelerden kaç kişi gelmiş göremiyoruz. Sadece genel sayılar görüyoruz. Daha detaylı istatistiklere ihtiyaç var. Şayet sen yapamıyorsan diğer platformların analytics kodunu koymamıza izin ver, oradan takip edelim.
  • En azından sayfalarımızı yeni like edenlere içeriklerimizi çok daha fazla göstermemizi sağla.
  • Sayfalarda daha fazla etkileşim için yarışmalara izin ver.
  • Moderasyon için çok daha gelişmiş api’ler sun.

Markalar tarafına:

  • Artık muz 5 lira içerikleri girmeyin.
  • Daha fazla hayran kazanmak yerine içeriklerinizin çok daha fazla duyurulmasına çalışın.
  • Facebook uygulamaları yerine kullanıcıların FB connect ile girebileceği mikro siteler tasarlayın.
  • Facebook reklamlarınızın sonuçlarını gün gün takip edin veya ajansınızdan rapor isteyin.
  • Hedeflemelerde çok dikkatli olun. Doğru kitleye ulaşmak çok önemli. Mesela üniversite tercihinde bulunacak öğrencilere Facebook’tan ulaşmak zor. Onun yerine arama motoru reklamlarını tercih edin.