2017 yılı pazarlama trendleri ve notlarım


Sağ olsun Zekai Kıran paylaşmış: 2017 Pazarlama ve İş Dünyasına neler getirecek raporunda önemli gördüğüm bazı yerleri özellikle belirtmek istedim. Yanlarına ufak notlar ekledim. Raporun tümünü buradan indirebilirsiniz.

2020 yılında ABD iş gücünün yarısı freelancer olacakmış. Bizde oran bu kadar yükselir mi bilemem ama şimdiden yasal altyapının gelişmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Hızlı şirket kurabilme vb. düzenlemeler gerekiyor. Ayrıca memurun eğitilmesi de önemli bir konu. Mobil çalışıyorsunuz, bir çalışanın var. İŞKUR’dan destek alacaksın ama adam ofise gelip o adamı görmem lazım diye tutturuyor.

Kullanıcılara özel oluşturulan internet siteleri diğer sitelere göre %37 daha çok ilgi görüyormuş. 2017 yılında bu konuya eğilmek şart arkadaşlar.

Tüketicilerin %44’ü, markalardan çok fazla alakasız teklif veya promosyon aldığını söylüyormuş. Bir önceki maddede yazdığım gibi: Bu konuya eğilmek şart.

Fintech kısmına mutlaka göz atın. Çok önemli bilgiler var. Mesela: Google son 5 yılda 37 farklı FinTech yatırım yapmış. 

2018 yılında tüm dünyadaki internete bağlı cihaz sayısı, mobil cihaz sayısını geçecekmiş. Her şey internete bağlanıyor diyebilir miyiz? Bence hepimiz yazılım geliştirmeyi ilerletmeliyiz.

Siemens Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy’un bölümünü dikkatle okuyun derim. 2017 yılında herkes Endüstri 4.0’ı anlamaya çalışacak. (Son sayfa)

İsminize ulaşmak zor olmamalı

Yakın zamanda toplantı saatini beklemek için bilmediğim bir pastaneye girdim.

Boş bir masa bulup oturdum. Siparişimi verdikten sonra Swarm’da yerimi işaretlemek istedim.

İlk defa gittiğim pastanenin ismini de doğal olarak bilmiyordum. Hemen ismini öğrenmek için etrafa bakındım, bulamadım.

Hehangi bir duvarda, masada, şekerlikte, peçetede pastanenin ismi yazmıyordu. Sanki taşınma arefesinde her şeyi sökmüşler gibi geldi.

Hemen patrona sordum durumu. Taşınmanın söz konusu olmadığını, işletmenin ismini yazmanın akıllarına gelmediğini söyledi.

Siz siz olun işletmenizin bedava reklamını yapmak, daha sonra gelmek için Foursquar’e geçmişine koymak isteyenler için işletmenizin ismini her masadan görünecek şekilde uygun yerlere yazın.

Ayrıca marka bilinirliği için de işletmelerin bu önerime dikkat etmesi gerekir. Bu konuda da uzmanlar yazı yazarsa bu yazının altına eklerim.

İnternetten dönüş olmuyor

Bu cümleyi (bknz. başlık) etkinliklerde internete değer vermeyen, ölçebildiğini sanıp geri dönüşü ölçemeyen marka yöneticilerinden bazen duyuyorum.

Aramızda kalsın çok ama çok kızıyorum 😦

İnternet, mecra olarak size en iyi dönüşleri sağlayan bir kanal olabilir. Yeter ki siz ona değer verin.

Bakın, dikkat edin; iyi kullanın bizimle çalışın vs. demiyorum. Sadece değer verin.

İnterneti dinleyin; buradan gelen geri bildirimleri önemseyin. Burada yer alırken diğer birimlerle entegrasyonu iyi sağlayın.

Sizinle iki farklı başımdan geçen olayı paylaşacağım.

Biri araba ve diğeri otel firması.

Araba markasına açtıkları mikro site, otele de bir blog yazarının tavsiye yazısından ulaştım.

Biri Facebook, Google ve diğer mecralara reklam vererek önüme çıktı, diğeriyse tamamen rastgele spa hizmeti veren otel ararken.

Araba markasının sitesini beğendim ve test sürüşüne katılmak istediğimi belirten bir form doldurdum. Çok geçmeden bana ilgili birimlere talebinizi ilettik diye otomatik mail geldi.

Üzerinden 1 aydan fazla geçmesine rağmen ilgili birim bana hâlâ geri dönüş yapmadı.

Otele gelirsek; online rezervasyon yapmak istedim. Sitesi hata verdi.

İletişim formunu doldurdum, Eylül’ün sonunda yer ayırtmak istediğimi belirttim. 2 aydır cevap yok.

İki farklı marka aynı mantık.

Kim bilir, arabayı test etseydim satın alabilirdim. Bu sayede mikro sitesine harcadıkları parayı çıkarırlardı. Belkide kullandıkça tavsiye eder başkasına aldırırdım. Bu sayede reklam bütçelerini de çıkartabilirlerdi.

İnternete değer veriyoruz, orada reklam yapıyoruz demek sadece medya satın alma excel’ine Facebook, Google reklamlarına şu kadar harcanacak demek değildir. Bunu iyice kafalara yazmak lazım.

Otel hakkında yazacak bir şeyim yok, zaten satın alacaktım. İnternet sitesi açarak bu iş bitmiyor. İşi takip etmek, hele hele bir iletişim formu yaptıysanız gelen mailleri takip etmek lazım.

Günün sonunda iki marka potansiyel müşterilerini kaybettiler. Ay sonu raporlamada marka müdürünün yorumunun şu olması muhtemel: İnternetten dönüş olmuyor.

Peki sizce kimden dönüş olmuyor? İnternetten mi markadan mı?

İnternet bilmeyen pazarlama insanlarına sesleniyorum: Artık interneti ciddiye almanın zamanı geldi de geçiyor…

 

 

Olumsuzluk Dünyası!

Google Adwords’te en etkili ilan nasıl yapılır diye düşünürken felsefeye daldım…

Düşünsenize dünya neden yaratılmış? Allah kullarının günah işleyeceklerini ve onların bir imtihandan geçmeleri gerektiğini düşünmüş.

Dünya kurulmuş biz insanoğlu hep olumsuzluklardan yola çıkarak hayatımıza şekil vermişiz. Önceleri sığınmak için mağaraları daha sonra yemek bitince deniz kıyılarını mesken tutmuşuz.

Top tüfek icat etmek mağlup olmamak içinmiş. Varolmaktan çok yok olmaktan korkmuşuz.

Herşey bir yana reklam mecrasıda bu dünyayı oldukça fazla kullanıyor diye düşünüyorum.

Mesela son zamanların en popüler kampanyası nedir? Son zamanların en büyük olumsuzluğu. Tabii ki küresel ısınma.

Hemen hemen tüm firmalar bunun üzerine bir kampanya ya da ürün geliştiriyorlar. Pazar artık yeşil olmuş. Ntv’nin yeşil ekran atılımı gibi.

Peki google adwords ne alaka? Google’da milyonlarca insan çeşitli aramalar yapıyor. İşinizle ya da müşterinizle ilgili yapılan aramalara yönelik reklamlar yapıyorsunuz.

İhtiyacınız olan etkili bir ilan. Neler söylenebilir?

  • Sektöre uygun olumsuzlukları olumluya çevirecek sloganlar.
  • Emir cümleleri. Bana tıkla gibi.
  • Yapılan aramaya odaklı anahtar kelimeler içeren bir slogan.
  • Tamam aradığım bu dedirtecek sunum.
  • vs. vs.

Uzun lafın kısası reklam ekmeğe sürülen tereyağ ise olumsuzluk kaymak’tır. Bal olup sürünmeye çalışın müşteri sizi çıtır çıtır yiyecektir…

Yetiş Bizi İnternete Veriyorlar!

Danışmanlık yaptığım bir firmadan bugün telefon aldım. Yetiş Ömer bizi internete verecekler. 

Konuyu kısaca anlatmak gerekirse; oldukça büyük bir bilgisayar firmasına basketbol sahası yapmışlar. Lakin sahanın zemini zamanla bozulmuş. Sözleşmeye göre düzeltilmesi gerekiyor. Lakin firma altyapı malzemesinin gecikmesinden dolayı verdikleri süre zarfında işe girişememişler. Bilgisayar firması toplanıp firmayı hem dava etmek hemde internete vermeye karar vermişler.

İnternete verme deyimi biliyorsunuz şehir efsanesidir. Videonu çekip internete vereceğim, internetten alışveriş yaptım ürünümü yollamadılar. vs.

Bana şirketimiz aratınca yapılacak eleştirilerin çıkması durumunda bu işi nasıl engelliyebileceğim soruldu. Cevap komik olmayın lütfen..

Reklam pastasından pay alabilmek

my_dolmalarim_by_yesildevgif.jpgBugün üniversiteye derse geç kaldım. Mübarek temel elektronik dersinden quiz oluyormuşuz. Tekmetokat içeriye daldım. En ön masa gene bana ayrılmış bekliyordu. Oturdum herkes soruları çözerken bende sabahki öğrencilerin unuttuğu ödeva göz atmaya başladım. İşte bu yazının hikayesi oradan geliyor.

Ödev reklam üzerine yapılmış. Birçok uzmana sorular yöneltilmiş. Reklam mecralarına yönelik gelişmelerden haberdar olunmak istemiş. Bu mecraların içinde televizyon, dergi, tematik kanallar, radyo, outdoor, sponsorluk vs. Bunları es geçiyorum. Bizi ilgilendiren kısım olan internette reklam üzerine fikirlerine yazımda yer veriyorum; Okumaya devam et