Çekmece meselesi..


Benim küçüklüğüm çok eğlenceli idi. Sabah 11’de kalkardım. Babam çoktan işe gitmiş, ablam yatılı okulda olduğu için yüzünü bile hatırlamam, abim okulda kim bilir kimi dövmenin peşinde idi. Annem ise kahvaltımı hazırlar diğer yandan babamın öğlen yemeği acelesine çoktan girişmiş olurdu.

Etraf çok sessiz.. Kışın çok sıcak, yazın ise tatlı güneşin perdeden yansıması ile hayatım devam ediyordu.

Keşke hep böyle ömrüm geçseydi. Çok hayal kurardım. Astronot olacaktım. Uzaya çıkacaktım. Dünyanın dört bir yanını gezecektim. Bir sürü arkadaşım olacaktı. Zaten geceleri yatmadan dünyanın dört bir yanındaki arkadaşlarımla konuşurdum.

Yıllarca teslimiyet içinde geçti hayatım. Sürekli hastalandığımdan doktora teslimdim. Yalnız başıma bir yere gidemediğimden anneme teslimdim. Evde televizyon olmadığı için televizyonu olan halama ve yan komşuya teslimdim. Akşamları çay keyfi yapmak için babaneme teslimdim.

Hiç büyümücem hep küçük kalacağım diye hayal ederdim. Hep böyle kalacağım diye kendimi inandırmak isterdim. Hani herkes büyümek ister ya ben istemezdim. Boyum hızla uzadığında aynalara küserdim. Saçlarımı ilkokulda çektirdiğim şu fotoğraftaki yapardım.

Birgün halam yukarıdan bağırmaya başladı. Yengeeee! Annem bayıldı koş! Ne olduğunu anlamaya çalışırken annemle yukarı çıktık. Babanem yerde yatıyordu. Benim akşamları sığındığım devlet gibi kadın beyin kanaması geçirmişti. Sol gözünün ucu ile dışarıdan gelen seslere tepki verirken sanki bir daha ”Uşağum nasulsun?” diyemeyecekti.

İki hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra bizi bırakıp gitti. Ondan sonra aylar boyunca dedeme ben eşlik ettim. Bana hep ölsemde kurtulsam dedi. Dedemin çok sert bir adam olduğuna inandırmışlardı beni. Evin önünde top oynamamıza kızar bastonu ile kovalardı. Dedem hiç sevmez diye düşünürdüm. Taa ki babanem öldüğünde döktüğü göz yaşlarını görene kadar. O göz yaşlarını dökerken göz göze geldiğimiz anı unutamam. O gün ben kendime söz verdim. ”Çok sevicem, dedem gibi sevicem” diye.

Sonra dedemde bir akşam öldü. Dağ gibi adamın ölü bedenini görmek ne kadar garipti bilemezsiniz. Dedem öldüğünde geride bir saat, kefen ve kefene sarılmış cenaze masraflarını bıraktı. Birde defteri vardı çocuklarının doğum günlerini ve önemli günleri not aldığı. Oğullarının askerden geldiği tarihleri vs. not etmiş.

Geçen bir arkadaş toplantısında kahve falı baktırdığımı yazmıştım. Orada bir çekmece çıkmıştı. O çekmeceden bir şeyler almak istiyorsun diye nağmeler falan filan.

Evet bir çekmecem var.. Dedemden kalan bir alışkanlık meselesi. Orada en özelimi saklıyorum. Kimi sevdim, sevdiklerimden kalan birkaç parça ve gerisi…

Bugün onlara yeniden baktığımda maalesef büyüdüğümü hissettim. Çünkü içindekiler hiçbir şey ifade etmiyordu. Heyecanlandırmıyor, komik geliyordu. Bunun nedenini gece sorgulamaya başladığımda dedemin esasında yapmak istediğinin benim hayatımı değiştirmek olduğunu anladım. Bir ömür boyu sakladığım şeylerin esasında kendim için değil geride bırkacaklarım için olmalıydı.

Ve ben maalesef dün gece biraz daha büyüdüm…

Geride güzel şeyler bırakabilmek dileğiyle…

Reklamlar

Çekmece meselesi..” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s