Bir Millet Nasıl Kurtarılamaz?

Mustafa Kemal Atatürk’ün ders niteliğindeki demecine bugün takvimde rastlayınca hemen paylaşmak istedim.

Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklali kurtarılamaz. Türk milleti, gelecek kuşaklar bunu unutmamalıdır.

Milletimizin kuvvetli, mesut ve mevcudiyetini devam ettirebilmesi için, devletin tamamiyle milli bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin iç teşkilatımıza tamamiyle uygun olması ve ona ona dayanması lazımdır.

Reklamlar

Yavuz Selim Şen’den Tavsiye Yemek Kitapları

Kuzenim, Çin Günlüğü‘nün yazarı Yavuz Selim Şen gıda üzerine kendini geliştirmeye hızla devam ediyor. Çin’e girmek isteyenlere danışmanlık veren Selim tam bir kitap kurdu. Zaten videoyu izlerken buna şahit olacaksınız. 2018’de hafta sonları buna benzeyen videolar çekmeye devam edeceğim. Takipte kalın.

Google Sırları – Laszlo Bock

Google, Apple, Samsung, Facebook, Microsoft, Amazon ve diğerleri… Hep çalışılmak istenen, çalışanların kendilerini şanslı hissettikleri şirketler.
Ayrıca bu şirketler başarılarıyla da ilham olmaya devam ediyorlar. Okurken dilinden sıkılsam da güzel tavsiyeleri olan bir kitap Google Sırları. Şuradan girip satın alabilir, aşağıdan sevdiğim bazı satır arası notları bulabilirsiniz.
Google Sırları
İşte tam anlamıyla kendimi vere bir kişi bir işyerinin sahip olabileceği en iyi işçidir. Ve gerektiği gibi takdir edilmeden bunu sonsuza kadar yapması beklenemez… Eğer bir inşan günlük işinin sadece temel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp aynı zamanda kendisine bir rahatlama marjı verdiğini, çocuklarına fırsatlar tanıdığını ve karsının hayattan biraz zevk almasını sağladığını hissederse, o zaman yaptığı iş kendisine iyi görünür ve ona elinden gelenin en iyisini vermekte kendisini özgür hisseder. Bu hem kendisi hem de iş için iyi bir şeydir. Günlük işinden belirli bir tatmin duymayan insan, ücretinin en iyi kısmını kaybediyor demektir.
Henry Ford bu sözleri doksan yılı aşkın bir zaman önce, 1922’de yazmış olmasına rağmen bunlar tamamen Google’ın görüşleriyle uyum içindedir. Üstelik Ford söylediğini yapmış ve fabrikasındaki işçilerin ücretlerini 1914’te ikiye katlayarak günde 5 dolara çıkarmıştır.
Rus yazar Leo Tolstoy, ‘Bütün mutlu aileler birbirine benzer,’ diye yazmıştı. Aynı şekilde, bütün başarılı kuruluşlar da birbirine benzer.
Hepimiz kaderimizi kontrol etmek isteriz
Ses, Google’ın kültürünün üçüncü mihenk taşıdır. Ses, çalışanlara şirketin nasıl işletildiği hakkında gerçek bir söz hakkı vermek demektir. Ya insanların iyi olduğuna inanırsanız ve onlar katkısını memnuniyetle karşılarsınız ya da inanmazsınız. Birçok kuruluş için bu dehşet verici bir şeydir fakat kendi değerlerinize bağlı olarak yaşamanın tek yoludur.
Google’da 20 numaralı çalışan olan, bizim markamızı ve aramaya yaklaşımımızı şekillendirmekte önemli rol oynayan Marissa Mayer 16 Temmuz 2012’de Yahoo’nun CEO’su oldu. Bunu izleyen bir yıl boyunca, Yahoo en azından on dokuz şirketi satın aldı. Bunlar arasında, Jybe (aktivite ve medya tavsiyeleri), Rondee (bedeva konferans aramaları), Snip.it (haber kesitleri), Summly (haber özetleri), Tumblr (foto blogları), Xobni (inbox ve temas listesi yönetimi) ve Ztelic (sosyal ağ analizi) bulunmaktaydı.
Gücü yöneticilerinizin elinden alın ve işleri yönetmek için yanınızda çalışanlara güvenin
Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.
Yönetici konumunda olanlar, gücü biriktirme ve harcama eğilimi içindedirler.
Burada akıl karıştıran nokta, pek çoğumuzun her iki rolü de, yani hem yönetici hem de çalışan rollerini oynuyor olmamızdır. Hepimiz kontrolcü bir yöneticinin yarattığı hüsranı yaşamışızdır ve aynı zamanda söz dinlemeyen kişileri yönetmenin hayal kırıklığının nasıl bir şey olduğunu da çok iyi biliriz.
Bu aşamada muhtemelen şöyle düşünüyorsunuzdur: Vay canına, aniden her şey karanlığa gömüldü!
Ama bir ümit var.
‘Yöneticiniz size güveniyor mu?’ sorusu, derin anlamı olan bir sorudur.
İnsanların temel olarak iyi olduğuna inanıyorsanız ve çalıştığınız kurum doğru kişileri işe alıyorsa, çalışanlarınıza özgürlük vermekten korkmanız için bir neden yoktur.
Unutmayın ki ‘tımarhane’ sözcüğünün öncelikli tanımı ‘korunmak için sığınılan yer’dir. Bir işyerinin en soylu amaçlarından biri de çalışanlarının yaratma, gelişme ve geliştirme konularında özgür olmasını sağlamaktır. O zaman, neden bu sığınağı çalışanların kendisi yönetmesin?
Sizin için en iyi fırsatları yaratanlar, en kötü ve en iyi çalışanlarınızdır.
Amerikan şirketleri 2011 yılında öğrenim programları için 156 milyar 200 milyon dolar harcadılar, yani sarsıcı bir meblağ. Yüz otuz beş ülke bu miktarın altında GSMH’lere sahip.
En iyi, en az öğrendiğiniz zaman öğrenirsiniz.

Türk İnternet Girişimlerinin Ortak Sorunları

nrn-mommiedearest

Yeni internet girişimim Mart ayında yayında olacak. Sizlere duyurmak için heyecanla bekliyorum.

Bir başka heyecanım ürünü geliştirmek. Ajansçılık dışında bir iş yapmak.

Anlaşmalar da hızla devam ediyor.

Diğer yandan birçok paralel veya bir süre sonra rakibimiz olabilecek girişimleri inceliyorum. Açık söylemem gerekirse Türk internet sektörü adına çok üzülüyorum.

  • Logolar özensiz ve anlamsız.
  • Arayüzler kullanıcılara göre tasarlanmamış, yazılımcıların keyfine göre geliştirilmiş.
  • Hatalar görülmemiş veya gözardı edilmiş.
  • Girişimlerin sosyal medya kanalları güncel ama bloglarında hatrı sayılır bir içerikleri yok, müşteriyi yönlendirecek bir içerik üretilmiyor.
  • Bol havalı rakamlar var ama dikkatli okuyunca ve ufak bir araştırma yapınca yerin dibine sokulacak sonuçları cilaladıkları anlaşılabiliyor.
  • Bol bol basın bülteni servis ediliyor ama ürün geliştirme süreçleri gözden geçirilmiyor.
  • İçi dolmamış girişimlere anlamsızca paralar harcayıp lansmanların yapılması da ayrıca tartışma konusu.

Genel olarak girişimler hep iddialılar ama altları yukarıda yazdıklarımdan dolayı dolu değil.

Ezberlenmiş bazı gerçeklerin değişmesinde fayda var diye düşünüyorum.

Dijital Çağda İllüzyonel Pazarlama Kitabı

Yard. Doç. Dr. Adnan Ertemel’in yazdığı güzel bir kitap. Buradan girip satın alabilirsiniz.

Benim altını çizdiğim yerleri aşağıda bulabilirsiniz.

Hepiniz gelecek için endişelenmeliyiz çünkü hayatımızın geri kalanını geçireceğimiz yer orası. C.F. Kettering
Veri Saklama Maliyeti
Büyük veri olarak adlandırılan klasik veri yönteme teknikleriyle baş edilemeyecek büyüklükteki bilgi saklamanın maliyeti yıllar geçtikçe dramatik ölçüde düşüyor.
Veri saklama maliyetini ek olarak, bilgi işleme maliyeti de dramatik oranda düşürüyor.
Bilgiyi İşleme Maliyeti
Film endüstrisinde bittiği görülebilecek gibi insanlar kendi değer yargıları, endişeleri, ilgi alanlarıyla örtüşen hikayeleri hipnotize olmuşçasına sonuna kadar takip eder, beğendiklerini çevresiyle paylaşır.
Papirüs’ten Kullan At Kağıda, Süper Bilgisayardan ‘Nesnelerin İnterneti’ne Değişim
Hepimiz değişimin bir parçasıyız, değişimi ya yönetirsiniz ya da değişime yenik düşersiniz…
Bir teknolojinin yıllar içinde toplum tarafından ne oranda kanıksandığı ve normal kabul edildiğinin çok nesnel bir ölçü olarak Google Kitaplar araması üzerinden dünyada yazılan tüm kitaplarda demir yolu kelimesinin geçme sıklığı aşağıdaki grafikte verilmiştir.
1920’li yıllarda oldukça popüler bir kavram olan bu teknoloji zamanla yavaş yavaş yaşamın kanıksanmış bir kusuru olarak kitaplarda daha az geçmeye başlamıştır.
Grafik
Demir yolu kelimesinin bütün kitaplarda geçme sıklığı.
Aynı analizi ‘yazılım’ kelimesi için yaptığınızda yazılımın 2000’li yıllarda kitaplardaki popülaritesinde tepe noktasına ulaştığı ve düşüş eğilimine başladığını görüyoruz.
Yazılım arama sıklığı
Yazılım kelimesinin Google Books’ta geçme sıklığı
Bu yeni dönemin kodlarını, yüksek sesle ilk dile getiren 1999 yılında bir grup vizyoner kanaat önderi tarafından kaleme alınan Cluetrain Manifestosu’dur. Bu manifesto internetin markalar tarafından yanlış algılanır ak sadece satış kanallarına ilave yeni bir kanal olarak görüldüğünü oysa çok ciddi bir devrim olduğunu ifade etmektedir.
İnsanlar arasında sanal ortamda büyük bir tartışma ve sohbet ortamı daha yeni başlamıştır ve ışık hızında ilerleyen bu sohbet ortamı insanların markalarla ilgili markalardan daha hızlı bilgi alışverişinde bulunduğu köklü bir değişimi ifade ettiğini anlatmaktadır.
Cluetrain Manifestosu O yıllarda henüz tam olarak algılanmamış bu devrimi çok doğru biçimde tarif etmiştir. Gerçekten de markalar tüketicilerle aynı seviyede olduğunu kabul etmekte; sosyal medyada süregelen sohbetlerin bir parçası olabilmek için konuşmaktan çok dinleyen, insancıl bir tavır takınmak zorunda kalmıştır.
Bu yeni iletişim dili marka logolarında dahi kendini göstermektedir. Sosyal medya sohbetlerinde büyük harflerle yazmanın karşı tarafa verdiği mesaj karşı tarafı bastırmak amaçlı yüksek perdeden konuşmayı ifade etmektedir.
Marka logolarında da büyük harf kullanımı markaların tepeden bakan tarzını yansıtmaktaydı. İletişim dilindeki devrim Ve yeni anlayışa paralel olarak logolarda da İlk harf dahil tüm harflerin küçük olduğunu gözlemlemekteyiz.
Bunun başarılı bir örneği Arçelik markasının değişen yeni logosudur Arçelik markasının eski logonun uzun yıllar Türkiye üreticilerince en iyi hatırlanan Marc’a logosu olduğu göz önünde bulundur olursa markanın aldığı bu kararın ne denli önemli bir değişikliği ifade ettiği anlaşılmaktadır.
İstatistikler, ‘dikkatlerden kaçıp retweet edilmeyen bir Tweet’in yaşam ömrünün maksimum 2 saat olduğunu ve sonrasında ‘bu Tweet’in bilgi okyanus içinde kaybolduğunu göstermektedir.
iPhone – Pusula Uygulaması
Apple gibi kullanıcı deneyimini daha iyi yapmayı hikayesinin merkezine oturtan bir marka bile kullanıcı deneyimi konusunda ilk zamanlarda iyi olmaktan uzaktı. iPhone telefonlardaki standart pusula uygulaması kullanıcılara pusulanın aktive olması için elleriyle ∞ işareti çizmesi gerektiğini anlatan bir yazıyla direktif veriyordu.
Ancak sonradan geliştirilen kullanıcı arayüzü bu işlemi oyunlaştırarak kullanıcıya bir topu daire etrafında döndürmeye ve etraftaki çizgileri artırmaya teşvik etmektedir. Sonuçta kullanıcıya aynı hareketi yaptırarak pusulanın aktive olması sağlanmaktadır.
Hikaye
Hikaye, bir karakterin önemli bir hedef uğruna karşılaştığı zorlukları yenmek için gösterdiği çabayı anlatan karakter tabanlı senaryodur.
İnsan beyni yaradılıştan hikayeleri dinlemeye programlanmıştır.
İçerikleri ne kadar iyi olursa çağımızın ürün ve hizmet bolluğunda sadece ‘iyi hikayesi’ olan markalar kazanıyor.
En iyi pazarlama, pazarlama gibi görünmeyip hikayeye benzeyendir.
İnsanların satın aldığı ne yaptığınız değildir. İnsanlar gerçekte ürünü neden yaptığınızı, hikayenizi satın alır. Simon Sinek
Amazon.com’un bu tür hızlı tüketim ürünleri için düşündürtmeyen tasarıma farklı bir örnek Amazon Dash butonudur. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi aletlerin önüne yerleştirilen ve üzerine basıldığına internette belirtilen marka deterjanı otomatik sipariş veren akıllı butonla ‘nesnelerin interneti’ çözümü de sunulmaktadır.

Sosyal Medya Sanatı Kitabı

Guy Kawasaki harika bir yazar. Motive etmeye ve dünyaya faydalı olmaya kendisini odaklamış iyi bir yazar.

Sosyal Medya Sanatı kitabını birkaç saat içinde okuyup bitirdim. Sosyal medyada varsanız kesinlikle tavsiye ederim. Şuradan girip alabilirsiniz.

Benim kitaptan sevdiğim bazı kısımlar aşağıda. İyi okumalar.

‘Birinin verdiği tavsiyenin kalitesini anlamak için o kişinin yaşamına bakmak gerekir.’
Douglas Adams Otostopçunun Galaksi Rehberi

‘Yolu götürdüğü yere gitmeyin. Yol olmayan bir yere gidin ve kendi izinizi bırakın.’
Ralph Waldo Emerson

Ettiğin tek dua ‘teşekkür ederim’ olsa yeter.
Meis Eckhart

Profilinizin etkileyici olması çok önemlidir, çünkü insanlar bu sayfaya bakıp sizinle ilgili hızlı bir izlenim oluşturur.

İyi bir avatarın iki işlevi vardır. Birincisi, kim olduğunuzu doğrular, böylece insanlar sizin hangi Guy Kawasaki olduğunuzu görebilir (birden fazla Guy varsa yandık). İkincisi de sizin hoş, güvenilir ve yetkin olduğunuz fikrini destekler.

Her Yerde Aynı Fotoğrafı Kullanın
Şirketler farklı yerlerde farklı logolar kullansaydı, ortalık iyice karışırdı. Fotoğrafınız sosyal medyadaki logonuzdur, bu nedenle her yerde aynı fotoğrafı kullanmanız gerekir.

Anonim Bakış
Son tavsiyemiz, profilinizi tamamladıktan sonra ‘gizli pencereden’ görüntülemenizdir. Gizli pencere, kimliğinizi saklayan bir tarayıcı penceresidir. Profilinize bu pencereden baktığınız zaman, diğer insanlara nasıl göründüğünü görebilirsiniz.

‘İyi kitaplar okumayan biriyle, okuma yazma bilmeyen biri arasında hiçbir fark yoktur.’
Mark Twain

Hem sosyal medya hem de içerik pazarlama alanlarında planlamanın temel prensipleri son derece basittir:

* Nasıl para kazanacağınızı bulun.
* Para kazanmak için kendinize çekmeniz gereken insan tipini bulun.
* Bu insanların ne gibi şeyleri okumak istediğini bulun (muhtemelen sizin okumalarını istediğiniz şeylerden farklı içerikler okumak istiyorlardır).
Stresslimit. WordPress’in bu ek programı blog içeriğinizi planlamanızı ve yayınlanmasını planlanan içerikleri gözden geçirebilmenizi sağlıyor.

Futurity
Ana akım haberlerdeki birçok hikayenin kaynağı, üniversitelerin basın bültenleridir.

Ana akım haberlerdeki bir çok hikayenin kaynağı, üniversitelerin basın bültenleridir. Futurity birçok üniversitenin araştırma sonuçlarını yayınlayarak, haberleri basımdan önce duymanızı sağlar. Bu siteye ulaşmanın en kolay yollarından biri Futurity alltop kullanmaktır.

Google Scholar
Bu arama motorunu, çok yetenekli bir sosyal medya blogcusu olan Bell Beth Cooper'dan duydum. Belle, belli konularla ilgili ciddi akademik bilgiler bulmak için, Google arama motorunun bir alt kümesi olan Google Scholar'kullanıyor.

SmartBrief
Smart brief meslek birlikleri için yüksek kaliteli içerik sunuyor. Neredeyse her mesleğin de bir birliği olduğu için, sitede çok çeşitli konular ele alınıyor. SmartBrief'teki içeriklerden bilgi edinmek de oldukça kolay çünkü bilgileri nasıl işlediklerini özetleyen yayınlar sunuyorlar. Örneğin sosyal medya ile ilgili bilgiler için SmartBrief sosyal medya sayfasına bakabilirsiniz.

Most-Popular.alltop
Most-Popular.alltop, New York Times, BBC, CBS, NPR ve Los Angles Times gibi kaynaklardan en popüler ve en çok e-postalanan hikayeleri toplar. Bu Alltop temasını oluşturmamın nedeni, hem insanların bilgilerinden faydalanmak hem de seçtikleri en popüler hikayeleri paylaşmaktı.

What's Hot on Google
'What hot (En sıcak haberler)' Google+'daki En popüler paylaşımları takip eder ve bu yayın kişiselleştirilebilir. Dolayısıyla What's Hot'taki hikayeleri okumak isteyebilir ama paylaşmak istemeyebilirsiniz.

Paylaşacak fotoğraf bulmak için bakabileceğiniz en zengin kaynak Instagram'dır, O yüzden oradaki resimlere bakmayı unutmayın hoşunuza giden birisini bulduğun zaman, paylaşmadan önce sahibinden izin alın ve gaza basın.

Titiz bir yazar yazdığı her cümlede kendine en az dört soru sorar:
1. Söylemek istediğim şey nedir?
2. İstediğin şeyi hangi sözcüklerle ifade edebilirim?
3. Mesajımı hangi imge ya da deyimle netleştirebilirim?
4. Bu ince bir etki yaratacak kadar taze ve yeni mi?

İstisnasız tüm paylaşımlarda resim grafik ya da video gibi göze hitap eden bir görsel olmalıdır. Skyword tarafından yürütülen bir çalışmanın sonuçlarına göre, 'bir makalede resim ya da bilgi görseli kullanıldığı zaman, aynı kategoride olan ama görsel kullanılmayan makalelere göre görüntülenme olan oranı %94 artıyor.

Google+ Facebook ya da LinkedIn'deki paylaşımlarınız dört paragraftan uzunsa, numaralı ya da madde işaretli bir liste kullanmaya çalışın. Bu şekilde hem bilgiler daha küçük kısımlara bölündüğü için okunması daha kolay olacak hem de 'fazla uzundu okumadım' etkisi azalacaktır.

Youtility’nin yazarı Jay Baer saat başına birkaç dakika kala ya da birkaç dakika sonrasında paylaşım yapıyor. Bu uygulamanın arkasında yatan mantık, insanların sosyal medya hesaplarına iki toplantı arasında baktıklarını düşünmesi (Ama toplantıya geç kaldılarsa hesaplarına bakacaklarını sanmıyorum). Sosyal medyayla ilgili önerilerin büyük bölümü gibi bu tavsiyenin de bilimsel olarak test edilmesi zor ama bence denemeye değer.

'Hiçbir şeyi kişisel algılama. Başkalarının yaptığı şeylerin nedeni sen değilsin. Başkalarının söyledikleri ve yaptıkları, kendi gerçeklerinin, kendi hayallerinin bir yansımasıdır. Başkalarının davranışlarına ve düşüncelerine bağışıklık kazandığın zaman, gereksiz yere acı çekmekten kurtulursun.' Don Miguel Ruiz, Dört Anlaşma

Yorumlara cevap vermek pazarlamanın ön cephesinde mücadele etmektir ve hiçte kolay bir iş değildir, büyük bir özen ve çaba gerektirir.

'Yayılan fikirler kazanır.' Seth Godin

ClickToTweet hizmeti blogunuzdaki yazılara ve e-postalarınıza bir link yerleştirmenizi sağlıyor. Okuyucular linke tıkladığında karşılarına bir tweet taslağı çıkıyor. Taslak olduğu gibi tweetlenebiliyor ya da üzerinde değişiklik yapılabiliyor. Deneyimlerimize göre okuyucuların büyük bir bölümü ClickToTweet linkine tıklayacaktır. Bunun iki nedeni var. Birincisi, paylaştığınız içerik kaliteliyse. Güzel bir tweet atmak isteyeceklerdir, ikincisi de içeriğinizi paylaşarak size teşekkür edeceklerdir. Bunu mutlaka deneyin, gerçekten etkili bir uygulama olduğunu göreceksiniz.

Popüler olma özlemini bırak, harika ol.
Ünlü olma arzusunu bırak, sevilen ol.
İstediğin için gururlanmayı bırak,
somut ol benzersiz ol. C.Joybell C.

Bir etkinliğe ne kadar para harcadığınızı düşünün. Bu kadar masraf ettiğiniz için bir etkinliği yayınlanmamanız için hiçbir neden yok.

Etkinliğe binlerce dolar harcıyorsunuz, hashtag oluşturup yayınlasınlar diye herkesin kafasının etini yiyorsunuz, ama kablosuz internet vermiyor musunuz? Aklınızı kaçırmış olmalısınız.

'Okumak bir insanı tamamlar, konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.' Francis Bacon, Denemeler

22Social diye bir servis insanların oturumları Facebook'tan izlemesini sağlıyor. Bu servisi kullanarak Hangouts oturumunuzu Facebook'ta da. Duyulabilir ve sayfanızda yayınlayabilirsiniz.

Mari Smith bu tekniği çok başarılı bir şekilde kullanıyor kamera karşısında çok becerikli o yüzden Facebook'taki takipçilerinin kendisini canlı ve 'şahsen' görmelerini sağlayarak Google+'daki takipçi sayısını artırıyor. Facebook üyeleri 22Social servisiyle duyurulan bir etkinliği dün platformlarda paylaşılabilecek bir sekme ya da linkle ve bulabilirler.

'Bazen derin düşüncelere dalmış gibi göründüğümde, aslında insanlarla konuşmamaya çalışıyorumdur.' Pete Wentz

Dünyadaki en büyük problem, aptallarla fanatikler kendilerinden her zaman eminken, akıllıların kuşkuyla dolu olmasıdır.' Bertrand Russel

İnsanlardan Sizi Takip Etmelerini İstemeyin
Daha fazla takipçi kazanmak istiyorsanız bunu paylaşımlarınızın kalitesiyle yapmanız gerekir. Groucho Marx bugün hayatta olsaydı, ünlü şakasını biraz değiştirip 'onları takip etmenizi isteyen insanlar takip etmeye değer değildir' derdi. Haysiyetinizi muhafaza edin takipçi kazanmak için yalvarmayın ve bol bol kaliteli içerik paylaşın.

'Harcarken zevk aldığınız zaman, harcanmış zaman değildir.' Marthe Troly – Curtin

'Bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin.'
Dr. Seuss (ya da Gabriel Garcia Marquez)

Kullandığın sözcükleri özenle seç
Hiçbir şeyi kişisel olarak algılama
Varsayımda bulunma
Her zaman elinden gelenin en iyisini yap
Kuşkucu ol ama dinlemeyi de öğren

Giderken son satırlar

Liseden mezun olmadan hemen önce aşağıdaki yazıyı gönüllü olarak çıkardığımız dergi için yazmışım. Blog arşivimde yer alsın diye paylaşmak istedim.

O yıllara gidecek lise arkadaşlarıma da buradan selamlarımı ayrıca iletiyorum. Okulumuzla ilgili diğer yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Güzel günlerdi 🙂

Bu yazı sene sonu çıkan okul dergisi için hazırlanmıştır…

Ortaokul yıllarımı hiç unutamayacağımı ve o günleri asla bir daha yaşayamayacağımı düşünüyorken liseyi bitirmiş bulunmaktayım. Ortaokuldaki edebiyat öğretmenim lise başkadır esas o günleri unutamazsın demişti de inanmamıştım. Son günler yaklaştı buram buram hasret kokar oldu her geçen saniye…

Babamla beraber okula ilk geldiğim gün babam okulun ağaçlarını görüp ‘Sen burada çok yaprak toplarsın’ demişti. Şükür, neredeyse hiç yaprak toplamadım. Çöpümü hiç yere atmadım. Hocalarımı saydım. Türktüm öğündüm ama pek çalışmadım. Kimseyi kırmamaya çalıştım. İlk senem etrafımdakileri tanımakla geçti. İkinci senem kendimi tanıtmak. Üçüncü sene mücadele ve inanç. Dördüncü seneyi henüz anlamış değilim.

Gecenin kör bir saati. Sınav sonuçları için internete giriyorum. Sonuç Beyoğlu Anadolu Ticaret Meslek Lisesi. Ertesi günlerden birinde kopup geliyorum, zor da olsa buluveriyorum. Sonrası malum, kayıt falan feşmekan…

Şimdi size ne anlatayım? Arkadaşlarımı mı, hatıralarımı mı, öğretmenimi mi veya yöneticilerimizi mi? Öğüt versem almazsınız ki! Çünkü siz koskoca Beyoğlu Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’ni kazanmış nadide öğrencilersiniz, bu yanılgı ve boşvermişlik hayatınızı sömürüyor sizi bitiriyor farkında değilsiniz. Kişiyi kişi yapan kavramları bir celsede düşürmek ve yok etmek üzere yola çıkmış birer yaramaz öğrencilersiniz.

Ben yazacağım gene bildiğinizi okuyacaksınız. Okuyanlar ve yazanların yönetimine tabii olmaya devam edeceksiniz, birer köle misali…

Neyse siz hepsini boşverin ben hatıralarımla yazıya başlayayım;

Okulun ilk günü bahçede fırından yeni çıkmış okul kıyafetleri ile acayip sırıtıyoruz. İlk tanışmam Ufuk’la oldu ve öyle devam etti. Sıraya toplanmak için beklerken bir yandan da müzik çalıyordu. Tarkan (Kış Güneşi). Nasıl hatırlıyorum ama? Koyun misali sıralarımızın yeri bize bildirilmiş ve yerimize geçmişiz. Bir yandan da ‘Hoş geldiniz Çömezler’ tebriklerini istesek de istemesek de kabul ediyoruz.

Hazırlık çok vahim bir seneydi. Okul Müdürü’nün bile gelip ne kadar yaramazsınız, niye geldiniz bu okula dediği bir sınıftık biz. Sene sonu kalanlar çoktan belli idi. Arada sıyrılsak hiç de fena olmazdı yani. İngilizcem çok kötüydü ne yapayım?

O sene unutamadığım en anlamsız cümle Selçuk'un ben sayısal zekaya sahibim bahanesiydi. Zorda olsa tekme tokat bitiriverdik hazırlığı. İlk kalp ağrılarım başladığı senedir ayrıca. Neyse ki şimdi kalktı bu hazırlık safsatası.

Dokuzuncu sınıf ey gidi dokuzuncu sınıf. En eğlenceli sınıf. En özlediğim yıl. Dokuzuncu sınıfta en güzel geçen derslerden birkaç alıntı yapayım;

Fizik: bu dersimize giren hoca (Tarık) fevkalade idealist bir fizikçiydi çok eğlenceli ve zorlamayan dersler geçirdik. İlk dönem 4, ikinci dönem 5 ile harikalar yaratmıştım. Meslek lisesinden yakındığı için düz lise geçeceğini söyledi ve seni sonunda gitti daha da gelmedi.

Kimya: İlk dönem Serkan Hocanın periyodik cetveli ezberletmesini hala unutamıyorum. Sözlüden 80-90 civarında almıştım ezberleme takvimden bir sır vereyim: Sodyum Naci

İkinci dönem okulumuzda müdür olarak atanan Erol Kahraman kimya dersi ile daha eğlenceli derslere geçtik ilk dönem Serkan Hocadan ders nasıl işlenir eğitimi aldığıma emin olabilirsiniz. Otokontrolü fevkalade başarılıydı. İster istemez kimyaya ilgi duyuyor ve oldukça başarılı sonuçlar alıyorduk.

Erol Hocayı ise tahta başında kişisel gelişim uzmanı olarak görüyorum. Birazda Abdülkadir Akgündüz'ü bana anımsatıyordu. Ayrıca idarecinin derse girmesi okul hakkında son dakika gelişmelerinden haberdar olmanızı da sağlar, tavsiye ederim.

Tarih: bu dersi bir tek benim ilgiyle izlediğine eminim. Çok soru sorardım. Hocamızın ismini şimdi hatırlayamadım ama çok ileri görüşlü Elvis saçı ile karizmatik bir adamdı. Arada çok sinirlenir -Susun len diye bağırdı.

Veee Matematik: Emine Hoca sanırım onu unuta bilen tek bir öğrenci yoktur. Fevkalade bir öğretmen olmasının yanında süper bir annedir ne derdin varsa ilgilenir, anında çözer. Derste hafif bir dalgınlığıma olduğunda hemen aynı soru yöneltildi: ne olduğunuz, aşk hayatında bir problem mi var? Bu soruyu ileride kullanacağımız ve emine hocayı kandırabileceğimizi aklımın ucundan dahi geçiremezdim. Olay şöyle gelişti. Sınıfın %80'i bir ve sıfır arasında ortalama ile kalıyorduk. Emine Hoca da son sınava hazırlık için okul bitiminde (dersler bittiğinde) ders vermeye karar verdi. Bizde erkekler olarak her zamanki gibi bizim için yapılan derslere gitmedik ve yazılıdan gene bira aldık. Emine Hoca sonuçları okurken bire bir derse gelmediğimizden bahsetti ve artık sizin için yapabileceğim yok kaldınız dedi. Ne şanstır ki aldığım derginin birinden bir kızın fotoğrafı vardı. Kızım resmi kabul edilmiş normal bir fotoğraftı. Bütün sınıfın elinde geziyor herkes Ömer'in yavuklusu imiş diyordu. En sonunda tabii ki Emine Hocanın eline geçti. Emine Hoca bana dönüp kim bu Enis dedi. Ben gülmekten kırılıyor cevap veremiyordum. Bizim atılgan yavrum parlak Ömer atıldı. İşte hocam bizim derse gelemeyişimizin nedeni nişanındaydık ondan gelemedik. Emine hoca şok. Uzun uzun tartışmalar, ardından emine hocanın genel affı… Sıyırdık anladığınız…

Hemen onuncu sınıfa atlıyorum kaçıncı sınıf? Onuncu 🙂

Bu sene için iki önemli faktörden bahsetmeden geçemeyeceğim. Hülya ve Nora Hoca. Ayrıca kankidirler.

Hülya Hoca’yı tanır ve namını bilirdik. Lakin Nora Hoca o sene okulumuza yeni gelmişti. İlk izlenim ile sıfırcı bir hoca olduğuna karar almıştık. Çok ama çok yanılmışım…

Hülya Hoca Girişimcilik ve Ekonomi derslerimize giriyordu. Dersi güncel olaylarla beraber işler bu doğrultuda tartışıyorum öğrenirdik.

Nora Hoca ise Muhasebe dersine girerdi. Fevkalade eğlenceli bir ders olurdu. Unutmadık unutturmayacağız…

On birinci sınıf ilk ders; Atilla Hoca sınıfa giriyor ve direk bana bağırıyor… Burak'a bağırdığım için. Ne kadar da pozitif bir başlangıç(!) Atilla hoca sene başından beri bana bir ithamda bulunuyor bilen bilir. 'Oğlum sen var ya CIA ajanısın' cevabı buradan vereyim; olabilir hocam neden olmasın? Hiç İngilizcesi olmayan birine çok abes kaçacak bir itham.

Bu sene aldığım en büyük iltifat ise Hüseyin Hocadan geldi. Çok sevdiğim idealist bir insan bana bunu söyledi ya gerisi boş yani. 'Senin gibi bir öğrencinin velisi olayım 50 milyar da borcum olsun.' Çok duygulandım ne diyeyim?

Sanırım bu dergi elinize aldığınızda okul bitmiş ya da bitmek üzere olacak. Muhtemelen son sınıflar tatilde, geriye kalanlar
devamsızlıklarını kullanma taraftar olacaklardır. Peki geriye dönüp hiç muhasebe yapan yok mu aralarında? Bence çok az.

Gene de birkaç önerim olacak geride kalanlar;

-Kızacaksınız ama çalışın çalışın çalışın
-Okuyun, dergi, gazete, blog (web günlüğü) ve bol bol kitap
-Yazın aklınıza ne gelirse, bugün kağıda ya da web'e.
-Bol bol sorun, hocalarınıza idare yetkililere ve rehberlik hocanıza. (kafanıza ne takılıyorsa)
-Sosyal olun

Hiçbirini yapamadınız bari düşünün… (Ne olacak benliğinizin hali?)

Artık bitti… Lisenin de sonuna geldik. Biraz ağlamaklı, duygusal tripler, gayri ihtiyari gözyaşları, garip kalmış bir ruh, ayrılık acısı…
Gidiyoruz, bir daha asla oturamayacağımız sıralar, öğrencisi olamayacağımız değerli hocalar, unutamayacağımız hatıralar… Seviyoruz, baştan sona kadar öğrenciliğimizi, bir tanecik kankilerimizi, dostlarımızı, kapkara bahtımızı…
Biliyoruz, geri dönemeyişimizi…

Sağlıcakla kalın…
Saygı ile…