Arşiv

Posts Tagged ‘facebook’

Facebook sayfanızın hayran sayısını video ile artırın

Eylül 19, 2009 Ömer Enis 1 yorum

Facebook ürün, hizmet ve kampanyalarınızı kısaca işinizin reklamını yapabileceğiniz sayfa hizmeti sunuyor. Kim kimi engellemiş gruplarından sonra fan sayfaları Türkiye’de tutulan bir servis oldu.

Türk ziyaretçileri tarafından yoğun olarak kullanılan ve oldukça fazla saat geçirilen bir site Facebook. Mynet vb. sitelerde okey oynayan oyuncuların bile buraya kaydıklarını etrafımızdan gözlemleyebiliyoruz. Nedeni ise çok basit: Oyun oynadığımız kişiyle arkadaş olmak istiyoruz.

Sosyal olmak isteyen bu kitleye sizde Facebook fan sayfası hizmeti ile cevap verebilirsiniz. Peki sayfayı yarattık kitlelere nasıl ulaşacağız? İlk yapılması gereken sayfanızın içinizi doldurmanız olmalı. İçeriklerinizi girdikten sonra arkadaş listenizdeki ilgili olanlara davetiye yollayın.

İkinci aşamada reklam vermeniz mantıklı olabilir. Arkadaşlarınızın arkadaşlarına ‘Ahmet bla bla fan sayfasına hayran sende hayran ol’ reklamları çok etkili sonuçlar getirebiliyor.

Diğer yandan bildiğiniz üzere çılgınlarca video paylaşımı söz konusu. Video çalışırken yayıldığı fan sayfasının reklamını yaptığını görmüş olmalısınız. Şayet ilginç ve yayılabilirliği yüksek bir videonuz varsa insanların sayfanıza aktığını göreceksiniz.

Sayfanıza video yükledikten en az 3 saat sonra sizde profilinizde paylaşın, çalışanlarınıza belli saatler arasında paylaşmasını tavsye edin. Sizin arkadaşınızın videoyu görüp paylaşması onun arkadaşlarınıza ulaşmanızı sağlayacak ve ağ büyüyecek.

Videoların başta dediğim gibi yayılabilirliği olmalı. Peki bunu nasıl anlayabiliriz? Önümüze düşen videoların konularını gözlemlesek şimdilik yeterli olur sanırım. Mesela benimkiler;

  • Komik, şaka.
  • Siyasi, liderler ve görüşler.
  • Dizi ve filmden alıntılar.

Şayet mevcut bir video içeriğiniz varsa paramarka.com‘un eğlenceli videolarına göz atmanızı önerebilirim. Çok eğlenceli kampanya anlatımları var. Lakin video içeriğiniz yoksa sektörünüz ile alakalı olacağını düşündüğünüz videolar paylaşabilirsiniz. Mesela mutfak robotu satıyorsunuz. Bir televizyon dizisinde geçen mutfak robotu hikayesini fan sayfanızda paylaşabilirsiniz.

Günde en az bir video paylaşmanız gerektiğini düşünüyorum. Video paylaşım saati olarak kullanıcıların yoğun olduğu saati seçmelisiniz. Bunu yine online arkadaş listenizin yoğun olduğu saatleri gözlemleyerek bulabilirsiniz. ‘Unutmayın çıkış noktanız arkadaşlarınızın paylaşması olmalı.’

Hiç video bulamadığınız günler sosyal sorumluluk organizasyonlarına ait videoları paylaşabilirsiniz. Böyle bir durum markanıza hiçbir zaman zarar vermez, aksine sempati sağlar.

Bol hayranlı günler dilerim.

Categories: Geek Etiketler:, ,

Sosyal medya kampanyanızı reklam ile destekleyin

Eylül 18, 2009 Ömer Enis 4 yorum

İnternette benim gibi sık dolaşanlardansanız günde en az bir defa marka sizi arkadaş olarak ekler veya takip eder. Olmadı kendisiyle alakalı başlıklarınıza, blog yazılarınıza yorum yapar. Tabii ki bir ajans aracılığı ile ya da kendi çatısı altında tuttuğu stajyeri ile.

Bunun en temel nedeni varlığını hissettirmek istemesidir. Bu sayede marka hesabının daha fazla arkadaş edinmesi veya takipçi sayısı artırılmak istenir. Lakin kaçırılan bir nokta var. Mevcut sosyal medyanın aktif kullanıcılarına bu yolla ulaşılabiliyorken konuşmaktan çekinen, dışarıda kalan kesime ulaşma hedefi kaçırılıyor.

Aktif kullanıcaya ulaşayım onlarda takipçilerine beni ulaştırsın varsayımı yoğun blog yazarı promosyonlarından dolayı buradaki insanları sağırlaştırdı gibime geliyor.

Benim burada önerebileceğim kullanıcı odaklı internet reklamlarıdır. Örnekler vermek gerekirse;

Felekten Bir Gece film kampanyasında google adwords deneyimimden bahsetmek isterim. Felekten Bir Gece / The Hangover kampanyasında verdiğimiz google adwords reklamları ile kampanya tarihinde düzenlenen partileri arama yapan kitleyi fan sayfamıza çektik. Bu sayede parti katılımcısı olduğunu düşündüğümüz kitleye heyecanlarına ortak olacağını düşündüğümüz bir film önermiş olduk. Diğer taraftan filmde oynayan Mike Tyson ve Heather Graham hayranlarına özel yazılar yazıp bu linklere reklamları yönlendirdik.

Bir başka hedefli reklam olarak Facebook kullanılabilir. Facebook reklamlarının her ne kadar geri dönüşünün zayıf olduğu söylensede doğru kitleyi ayırt ettiğinizde çok başarılı dönüşler olabiliyor. Öncelikle Facebook’ta reklam vermeyi kabul ettiyseniz dışarıya bağlantı vermeyi aklınızdan çıkarın derim. Sadece sosyal medya kampanyası yapanlar için değil herkes için bunun böyle olduğuna inanıyorum. Diyelim öğrenci kredi kartı için bir fan sayfası açtınız. Hemen ardından fan sayfanızı mevcut öğrenci gruplarında veya fan sayfalarında duyurmaya çalışın. Facebook fan sayfalarının tanıtıldığı forumlarda ne iş yaptığını anlatın. Reklamınızı hitap ettiğiniz öğrenci yaşına ayarlıyın. Bilinir bir ürünse google insight kullanarak hangi illerde daha çok arandığını tespit edin ve facebook reklamlarınızı buna göre çıkın.

Ünlülerin tercih ettiği ve kullandığı twitter hesaplarının da google adwords ile beslenebileceğine inanıyorum. Sertab Erener ve buna benzer aramalarda ‘Sertab şu an ne yapıyor?’ başlıklı reklamların hayranları tarafından ilgi görebilir. Twitter hesabı olsun veya olmasın halkın kulağına medya bu siteyi fısıldamış durumda. Yani arama yapan kişinin twitter hesabı olmasa bile kayıt olmaya pek uzak değil.

Son olarak enuygun.com gibi karşılaştırma yapan sitelerin sosyal medya işi yapan ajanslar tarafından kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Son zamanların popüler araçlarından biri olan bu siteler en ucuzu, en kaliteliyi bulmak ve satın almak isteyen paralı bir kitleye hitap ediyor. Bizim burada yapmamız gerekenler ise çok basit.

Mesela müşterimiz bir cep telefon firması. Karşılaştırma sitelerinde çıkan ürün / hizmetin hemen yanına bizi takip et veya sevdim tuşları ile kullanıcıyı çok kolay bir şekilde hesaplarınızın takipçisi yapabilirsiniz. Sevdiği arkadaşlarına paylaşmasınıda sağlayabilirsiniz. Site bu tuşlara izin vermiyor ise text reklam olmadı banner şansınızı deneyin derim.

Sosyal medya kampanyalarının yapılan yatırıma oranla başarılı olabileceğine inanıyorum. Birinci yatırım olarak reklam fikrini umarım size empoze edebildim.

Bir başka yatırım meselesinde görüşmek üzere.

Categories: Geek Etiketler:, , , ,

Aman Kaçırma Facebook Reklamları

Temmuz 14, 2009 Ömer Enis 7 yorum

2009-07-14_1208

Aman Kaçırma‘nın Facebook Sayası‘nda son 10 gün içinde hızla yükseliş vardı. Nedenini merak edenlere reklam istatistik tablosunu açmaya karar verdim. Detay vermeye gerek var mı?

İlk başta günlük 10 dolar harcasamda şimdilerde bunu yarıya düşürdüm. Hedeflediğim kitle ise tamamen kadınlar oldu. Son 6 gün ayrı ayrı illerdeki kadınlara yönelik çalışmalar yaptım.

Sonuçtan memnunum. Gelen üye videoları izliyor ve paylaşıyor. Diğer taraftan arkadaşlarını önerdiğini de gözlemliyoruz. İleriki dönemlerde daha yüksek bütçeler ile reklamlar çıkacağım. Onlarıda paylaşırım :)

Ve son olarak etkinlik reklamları üzerine provokatif bir deneme yapacağım. Bakalım neler olacak?

Categories: Geek Etiketler:, ,

Web Maceraları..

Ağustos 12, 2008 Ömer Enis Yorum yapın

Yeni bir aksiyon getirmesi için facebook grubu açtım. Daha fazla etkileşim daha faydalı yazı demek. Sizi seviyorum :) Şuradan girip kayıt olabilir etkileşimindoruklarına ulaşabilirsiniz :)

Categories: Haberler Etiketler:, , ,

Facebook’u Seviyorum

Mart 30, 2008 Ömer Enis 4 yorum

Sevgili günlük ben ilkokul arkadaşımı buldum. Hemde bir sürü.

İlkokul da sıra arkadaşım Bahar vardı. Öğretmenle aynı ismi taşırdı. Yeri ayrı mıydı? Tartışılır. Onun bir kalemliği vardı. Üstüne koca koca BAHAR FİLİZ yazmıştı. Hergün o kalemliği gördüğümde imrenir hayallere dalardım. Halbuki minnacık sırada üç kişi otururduk. Hiçde hayal kurulabilcek ortam yoktu anlayacağınız.

İmrenme konusuna geri dönüyorum günlükcüğüm. Ben kalemlik alır üzerine Ömer ŞEN yazdığımda annem kızar silerdi. Bir daha görürsem döverim derdi. Kalemliği eskitmemi istemezdi. Babam ertesi gün elinde etiketle gelir etiketi yapıştırırdım. Etiket mevzusuna hiç girmeyeceğim. Bir kere bir etiketi düzgün yapıştırdığımı hatırlamam. İlla yamuk olur ve o etikete kıl olurdum. Kaybolsun artık kalemlik der etiketide sökerdim. Ki kaybolurdu. Dile kolay 64 kişi :)

Bizim sınıfta Nilgün vardı. 1 nisanda doğmuştu. Şaka gibi doğmuşum deyip hocaya her doğum gününde doğum gününü hatırlatır zorda olsa kutlatırdı. Hadi bakayım Nilgün’ün doğum gününü kutlayın falan felan faslı.

Günlükçüğüm benim bir kankam vardı. Hatta senle beraber net alemine geçmeden öncede ondan bahsetmiştim. İsmi Özgür’dü. Hala muhabbetimiz var. Bu aralar görüşemiyoruz. Askere mi gitti acaba?

Bizim Gökhan amma süt içerdi. Süt çocuğu ne olacak? :)

Burcu vardı uzun boylu. Mübarek hala uzun boylu. Gerisini yazacağım günlükçüğüm sabret…

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:, ,

Facebook bir felsefe mi?

Aralık 15, 2007 Ömer Enis 3 yorum

image.jpg

Bilmem. Acep “neden bu facebook tutulmuş olabilir?” diye düşünürken birkaç cevap geldi aklıma yazmaya başladım. Cevapları minibüste buldum, ne kadar sağlıklı olur bilemem.

Günlerden bir gün zoque‘da dolaşıyorum. İmzalar dikkatimi çekti: “Blogum” “Sitem”. Hemen hemen herkesin bir blogu vardı artık. Benim ilk tanıdığım blogcu Ferruh Mavituna idi. Sitesine girer blog böyle birşey der siteyi kapatırdım. Biri bana “blog ne abi diye?” sorsa nasıl anlatayım ki gir bak deyip ferruh mavituna’nın bloguna yönlendirirdim. Günler birbirini kovaladı ben hala blog yazmaya başlamadım. Sanırım hala kafamda birşeyler oluşmamıştı.

Derken blogcu diye bir siteden haberdar oldum. Girdim üye oldum. Yazmaya başladım. Ne yazıyordum diye sorarsanız oradan buradan öğrendiğim siteleri kafama göre tanıtıyordum. Birer cümle misali. Günler birbirini kovalarken site sahipleri teşekkür etmek için kapımı aşındırmaya başladı. Kimi zaman “aaa bu bizim faikin sitesi” diye yorum bırakanlarda oldu. Gün geldi wordpress.com altında doğru düzgün birşeyler karalamaya başladım. Artık blogcuydum.

Blog yazdığım her saniye arkadaşlarımıda bu dünyaya çekmek istedim. Çünkü hiç blogcu arkadaşım yoktu. Yazarken otomatikman da okur oldum. Herkesin blogunda Necmi süper yazmışsın be oğlum yorumlarını gördüğümde içim kararıyordu. Benim niye blogcu arkadaşım yok diye sızlandım durdum. Belkide arkadaşlarıma “hadi sizde yazın çocuklar” dememin sebebi buydu. Lakin başarılı olamadım.

İnsanlar yazmak fotoğraflarını paylaşmak öyle veya böyle paylaşmak istemelerine rağmen bir türlü bu dünyaya giremiyorlardı. Nedeni ise bu işi becermek için ön bir bilgi gerektiğini düşünmeleri idi sanırım.

Derken Tuğçe‘ye yazı yazdırmaya başladım. Tugce.wordpress.com bendeydi. Sanki onun için yer ayırtmıştım. Halbuki onun için değil biricik sevgülüm için yer ayırtmıştım. İyi ki sevgilim yerine arkadaşıma verdim blogu. Buradan öğrendiğim aşklar geçici dostluk ise kalıcı idi.

Günler birbirini kovalarken facebook diye bir alet ortaya çıktı. Ondan öncesinde birçok mecra bu yolla para bassa da facebook tüm gazete manşetlerinde yerini aldığından bir başka olmuştu.

Artık herkes kolay bir şekilde paylaşımda bulunabiliyordu. Fotoğrafını bir yere yüklediğinde bak nasılım diye sormasına gerek yoktu. Zaten herkes facebookta. Bir yazı, yorum yazdı herkes okudu, fotoğraf yükledi arkadaşları gördü, gruba üye oldu kimliğini belli etti. Lisede Ekonomi hocası “Çocuklar siz siz olun cumhuriyet bayramlarına bayrağınızı kapın gidin.” derdi. Nedenini ise şöyle açıklardı; “Uydudan bizi izleyen dış mihraklar bu kalabalıkları görsün ki bizden korksun”. Artık uyduyada gerek yok facebookta ne mutlu türküm diyen binlerce kişi var. Değil mi?

Binlerce kişiye hitap ettim. Kampanyalar ile hiç tanımadığım bilmediğim yüzleri sevdim. Gün geldi mutlaka takip etmem grektiğini düşündüğüm blogların listesini çıkardım;

Sunipeyk: Ben bu sayfayı hazırlayan kişinin 18-19 yaşında bir üniversite öğrencisinin olduğunu düşünüyordum. Hatta Zoque’da yaş yazan kısımda 30′lu bir rakam gördüğümde yalandan olduğunu hep varsaydım. Neden bilmiyorum ama Sahip’e orda yalancı damgasını vurdum, haddim olmayarak. Toplantıda onu gördüğümde şok oldum. Halbuki forumda çocuğumu alıp gelicem demişti. Onunla tanışmak çok büyük bir şans. Bana yaptığı desteği şu blog aleminde kimse yapmadı. Kendimi ona çok borçlu hissediyorum.

Sitesine her girdiğimde yeni birşeyler öğreniyorum. Standart nedir ne değildir herşeyi ondan bildim, gördüm. Tanıttığı siteleri acep nereden buluyor diye hep düşünürdüm.

Tekmetokat: İki elim kanda olsa tek okuyacağım blog oky’ındır. Bazen tasvirlediği vaka, fikir ve kişileri şahsi düşüncelerime o kadar yakın buluyorum ki bu adam benim hayatımı dışarıdan takip ediyor zannediyorum. Ölünce şöyle bir geriye bakıp arka planda neler oldu görebilirsem ilk bakacağım oky’ın yazı yazarken neleri düşündüğü olacak. Umarım bir gün tanışırız.

Süleyman Sönmez: Ne yazmamı bekliyorsunuz? Yazmayacağım sadece bir fotoğraf göstereceğim;displayimage.jpg

Görüldüğü üzere Süleyman abi en içten en iştah kabartıcı tavsiyelerde bulunuyor. Herkesin ama herkesin kazanmasını istiyor. Onu hala takip etmiyorsanız yazık derim. Çok şey kaybediyorsunuz..

Biri hanimiş Cisday mi dedi? Onun yeri apayrı. İlk takip ettiğim günden itibaren Eloy’un mücadelecei yönüne hayran kaldım. Arada sesini duymak için arar sorarım. Hala kaydetmeyi akıl edemediğim iki ev telefonu var. Şimdi aklıma geldi cebi hala yok. Yahu oda vardı -doğru- onuda kaydetmedim. Hay aklımı…

Nahnu: Neden niçin ve nasıl bu blogu soluksuz okuyorum, hiçbir fikrim yok.

Kusmuk: Yoksa siz hala görmediniz mi? Çok sevdiğim güzel insan, tanıdığım en baba sinemacısı. Yazıları bana kazandibi gibi geliyor. Birde üstüne dondurma koydunmu ölene kadar o masada kalmak istersiniz diye düşünüyorum.

Konuyu Ferruh Mavituna‘dan açtık ondan bahsetmedik. Ayıp olur mu? Mutlaka. Baştada dediğim gibi blog neye benzer ondan bildim öylede gitti.

Wolkanca, Selim Tuncer, Bilgisiz, Volkan, Mert, Murat, Onur, Arda, Wanadooo

Daha bir sürü kişi var ama rss’ten takip ettiklerim bunlar olduğundan yazamadım. Siz onu boşverin sona sakladığım iki bombayı kaçırmayın.

Eda Suner: Ne yazayım bilemiyorum. Kelimeler yetmez ki. Hangi insan bu kadar sevecen, bu kadar şeker olabilir ki? Hayat arkadaşı adaşım ise bir başka destan yazmak için yaşıyor diyebilirim. Onunla ilk blog yazarları toplantısında tanıştım ve inanılmaz şeker dünyasına katıldım. Pratik zeki ve bir o kadar paylaşımcı.. Herkesin kendisine bir tane istediği abla. Abla dedim Hacc’da olan ablam geldi aklıma. Beni rüyasında görmüş hemen telefona sarılmış. Özledim valla :(

Son dakika golü; Manhem. Abi inan buraya çok şey yazacağım ama takatim kalmadı. Seni Nahnu ile karıştırıyorum ama olsun :) . Manhem’in en sevdiğim yönü tasarıma bakış açısı ve tasarladığı web sitelerindeki ahenk. Hiç gözünüz yorulmuyor, insanın çıkası gelmiyor.

Facebooktan bahsedecekken nerelere geldik? Belki daha birçok şey yazacığız ama süremiz doldu. Yazıyı yazarken bana eşlik eden Mor ve Ötesi‘ne teşekkürü bir borç biliyorum. Ayrıca meseneden sürekli dürten Tuğçe‘yede “allah seni ıslah etsin hemi” demekten kendimi alamıyorum.

İyi seyirler sayın seyirciler… Son olarakta aşağıdaki fotoğrafta yer alan eloy ve manhem’in nereye baktığını bilirseniz İstanbul’un herhangi bir köşesinde size sıcak çikolata ısmarlayabilirim. Yardım almak tehlikeli ve yasaktır :) Fotoğraflar zoque‘dan alınmıştır. Tüm hakları zoque‘ya aittir.

manhem.jpg

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:, , , , , ,