İçeriğe atla
Mayıs 15, 2010

Nokta.

Geliştirici: Ömer Enis

Artık burada yeni bir şey paylaşmayacağım. Beni şuradan takip edebilirsiniz veya şuradan.

Mayıs 11, 2010

Doğan yayınları sorumsuzlukta sınır tanımıyor

Geliştirici: Ömer Enis

Yukarıdaki imajda Başbakan kaseti daha yayınlanmadan önce biliyordu izlenimi veriliyor. Lakin habere tıklayıp videoyu izlediğinizde Başbakan’ın malum videoyu duyunca ”Umarım değildir” tepkisi verdiği anlaşılıyor.

Anlamıyorum… Bu kadar aptal ve küstahça bir başlık neden anlatılır gerçekten anlamıyorum, anlam veremiyorum.

An itibari ile başlık aşağıdaki gibi değişti.

Videoyu şuradan izleyebilirsiniz.

Mayıs 9, 2010

BÖ! 2010 kaçamağı

Geliştirici: Ömer Enis

Tunç, panel öncesi hazırlık yaparken neler yapacağını sorduk cevap alamadık;

Ödüllerden sonra gezdik tozduk falan;

Mayıs 8, 2010

Metacafe.com engellendi

Geliştirici: Ömer Enis

İşte bir Türkiye gerçeği daha… İşte o zihniyetin bir icraatı daha…

Deniz Baykal’ın skandal videosunun yayınlandığı Metacafe.com erişime engellendi.

Yetkililere sesleniyorum Facebook niye açık? Sanırım avukatları farketmedi. Vatandaşlık görevi olarak pazartesi suç duyurusunda bulunalım lütfen. İşte skandal videonun facebook’ta yayınlandığı linklerden biri.

Mayıs 2, 2010

Garip bir dünya…

Geliştirici: Ömer Enis

Sevgili Blogum…

Nasılsın görüşmeyeli? Beni hiç sorma. Garip bir haldeyim. Uzun zamandır seninle konuşmuyoruz. Dur sana başımdan geçen bir olayı anlatayım.

Bundan yaklaşık bir veya birbuçuk ay önce iki arkadaşım birbirlerine küstüler. Küsmek ne kelime bana bir daha birbirilerinin yüzünü dahi görmek istemediklerini söylediler.

Küsmelerinin nedeni ise yeni başladıkları projelerini yürütememeleri. Biri diğerine diğeride suçu dünyaya atıyordu.

Minik bir oyun yapayım dedim. Olmayacak bir sponsorluğu onlara ayarladım. Bu sayede projeye olan inançları artar barışırlar diye düşündüm. Nitekim öyle oldu. Sevinçten birini diğerine arattırdım. Barıştılar…

Günler geçti…

Verilen sponsorluğun içine ettiler. Beni mahcup duruma düşürdüler. Ben azcık kızınca karşı tavır aldılar. Kötü olan ben oldum. Nasıl bu kadar ibre döndü inan anlamadım.

Bunu sana neden anlattım biliyor musun blogcuğum? Dedem derdini tasanı elaleme anlatıp kafasını şişirme. Onların hakkına geçme demişti. Dün ilk defa gördüğüm birini samimi bulduğum için anlattım bunları. Birde sana bana hatırlatman için yazıyorum. Hakkını helal et…

Nisan 28, 2010

Aldatma çağındayız

Geliştirici: Ömer Enis

Bugün markafoni’yi incelerken farkettim ki menülerinde ne marka ismi var ne de kategori. Sadece kampanyalar ve ne kazandırdığı yazıyor. Bu kadar.

Şimdilerin en popüler alışveriş sitesi olan Markafoni esasında bize marka sadakatinin eskisi kadar önemli olmadığını gösteriyor sanki.

Nisan 27, 2010

Samsung 3D Led TV

Geliştirici: Ömer Enis
Nisan 27, 2010

Online Rezervasyon

Geliştirici: Ömer Enis

Yakın arkadaşlarıma her zaman benim üç kocam var derim. Birincisi her şeyi paylaştığım arkadaşlarım, ikincisi taksi şoförleri, üçüncüsü ise sürekli gittiğim mekanların garsonları.

Garsonları arayıp yer ayırtma meselesi onların sürekli iş değiştirdiğinden dolayı bir süredir sıkıntı idi benim için. Uzaktan takip ettiğim Rezztoran.com yeni koca adayım. :)

Siteye şuradan girip göz atabilir rezervasyon almayan işletmelerde dahi online rezervasyon yapabilirsiniz.

Nisan 22, 2010

Mutluluk tercih sebebidir, veremezsiniz

Geliştirici: Ömer Enis

Bugün buna karar verdim: Mutluluk kişinin tercihinde olan biridir. Mutlu olmak istiyorsa mutlu olur. Kimse kimseye mutluluk veremez.

Bugün buna kendimi inandırdım. Siz deyin aylar ben diyeyim yıllarca kendimi kandırdığımı fark ettim. Eşin dostun etrafımdaki insanların beni bir bir kandırdığını gördüm.

Hani birini herhangi bir acısında teselli edersiniz ve dönüp çok teşekkür eder. Ardından vicdanen rahatlarsınız. Onu mutlu ettiğinizi sanarsınız. Halbuki bu dünyada kimsenin bir başka kimseye pek nüfus edebildiği yok.

Sadece ve sadece tercihler var.

A kişisi mutlu olmak istiyorsa mutlu oluyordur. Kimsenin kimseye bunu verebilecek gücü yok.

Kocaman bir yalan ile yaşıyoruz farkında değiliz…

Nisan 22, 2010

Meğer ölüm sadece bedeni yok ediyormuş…

Geliştirici: Ömer Enis

Elif Şafak’ın aşk kitabına yeni başladım. Etkileyici ve sürükleyici bir kitap olduğunu baştan söyliyeyim.

Kitabın bir bölümü beni çok etkiledi. Kiralık bir katil dervişi öldürüyor ve sonradan şunları dile getiriyor;

Nereden bilebilirdim o an ömrü hayatımın en büyük hatasını yaptığımı ve sonra pişmanlıktan kahrolacağımı? Bu dervişi öldürmenin ne kadar zor olacağını, öldükten sonra bile hançer gibi bakışlarını sinemde taşıyacağımı nereden bilecektim?

Avluda Şems’i öldürüp kuyuya atalı beş sene geçti. Hala duymadım etinin suya düştüğünde çıkardığı sesi. Çıt bile çıkmadı kuyudan. Sanki suya düşeceğine, arşa yükseldi dervişin bedeni. O öldü öleli kabussuz bir gecem geçmedi. Ve hala ne vakit bir su birikintisine bakmaya kalksam, soğuk bir dehşet bürüyor tüm vücudumu; ellerim titremeye başlıyor ve midem bulanıyor.

Ne zaman o geceyi hatırlasam iki büklüm olup kusuyorum. Sanki içimde biriken ne varsa çıkarmak istiyorum. Çıkarmak ve kurtulmak… Bir deri bir kemik kaldı kollarım, bacaklarım.

Ne tuhaf! O öldü ama hala yaşıyor. Bense her gün yeniden ölmekteyim.

Maddeci küstah beni o kadar etkiledi ki bu satırlar anlatamam. Dönüp arkada bıraktığım cenazeler geldi bir bir aklıma.

Dedem… Hala nasihatları ve duruşuyla peşimden geliyor. Ölmemiş.

Babaannem… Birilerine küsüp akşamları bir yerlere çay içmeye gitmemi en büyük sebebi. Küçükken küsüp O’nun yanına kaçıp kendime çay yaptırdığım günlerdeki gibi. Ölmemiş.

Teyzem… Her masum, haksızlığa uğramış kadının gözlerinde teyzem  var. Hiç ölmemiş.

Mustafa Amcam… Her yurtdışından geldiğinde parfüm getiren amcam her deodarant alışverişimde sanki yanımda. Ölmemiş.

Sakıp Sabancı… Her yanımız yaptığı hayırlarla dolu. Ölebilir mi?

Esasında ölümsüzlük o kadar zor gelmiyor artık bana. Etrafına saçtığın masumane bir gülüş bile seni unutulmaz kılabiliyor.